MAVİSEL....

6 yorum var - 18 Temmuz 2008 15:03

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi?

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz...

En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare'mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım

En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere

Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde

En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadım

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim

Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk
Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
Bir hayatın tüm yanılgılarını
Saçlarında çözdüm
Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
Sessizlikte bir dildir
Çoğul susulur
Pusulur
Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

Yıkık şehrimin izbesi
En fazla içimde ölürsün
En çok
Gözlerime gömülürsün.
Gözlerimi kaparım
Vasiyetimi yazarım

Kahraman Tazeoğlu

2 yorum var - 19 Haziran 2008 03:44

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!

Can yücel

aferim16

41. ODA

15 yorum var - 03 Haziran 2008 00:34

sana sakladıgım
kimselere anlatamadıgım
sık sık yerlerını degiştirdigım
ama her zaman sana yordugum
düşlerim var
(seninle uyanmak ümidiyle)

bütün köylerden kovuldum ben
kimse bir tas su vermedı bana
ama hep aradım durmadan
(yitirdigim umutlarımla)

bir gece bi sahilde
sana olan sevgimi ölçmek için
bütün denizleri birleştirdim
yetmedi,karalarıda ekledim
(ben zaten hep küçücügüm yanında)

haytımın en önemli varlıgı
yılllardır bekledigim
bütün kaleler düştü
bütün yollar tutuldu
köprüler yok artık
dönüş yok=yaşam sensin
kapındayım
gidecek başka yerim yok

mavi
(maviden yeşile)

8 yorum var - 25 Mayıs 2008 03:29

Kendime ait bir dünyam vardı benim... avucumda

*İnandıklarım – inanmadıklarım,

*Umutlarım – umtsuzluklarım

*Ve yaşanmışlıklarım...

mutluydum...bir gün içimde bi yerlerde bilmediğim bi kapı açıldı ve canımı o kadar yaktı ki ; dayanamadım , ağladım...inanMAdıklarım azaldı; inandıklarım çoğaldı...gitmek istedim ; kendime gidecek bi yer bulamadım...en sonunda “O” kapıyı kapatmaya ve eskiye dönmeye karar verdim...
eskiye dönüp “ kısmi yeni “ olduktan çoookk sonra yaşanmışlıklar “O” kapıyı hatırlattı bana... “kapının ardında ne vardı?” hatırlamak için açtım...açar açamaz çok büyük bir acı duydum...sonra bi kaç fotoğraf buldum... baktım...önce seni tanıyamadım... ben baktıkça sen canlandın sen canlandıkça da ben unutmak istediklerimi teker teker hatırladım...

ben üzgündüm ; sense yüzünde bilindik gülümsemen karşımda duruyodun...arkamı dönüp gitmek istedim ; yapamadım... biraz daha oyalandım...sonra yoruldum ; durdum... nerde olduğumu anlamak için çevreme bakındım...tanıdık geldi bazı yerler , kişiler ve nesneler... ama tam olarak hatırlayamadım...

yere oturdum ; bekledim biraz...ne kadar bekledim bilmiyorum , o kadar hazırlıksız yakalanmıştım ki zamanı hatırlatacak hiç bi şey yoktu yanımda... bir süre sonra neden orda beklediğimi de unuttum... ayağa kalktım ; gidECEKtim... sonra yüzünde bilindik gülümsemenle seni yine karşımda buldum...bir süre kıpırdıyamadım ; sana baktım...birden bir sızı başladı içimde ; büyüdü...

sana doğru bir adım attım... acım daha da arttı...sonra geri gittim ; gözlerimi kapattım ve bir dilek tuttum...

gözlerimi açıp etrafıma baktım ; ortaya saçtıklarımı farkettim... hepsini teker teker topladım ve özenle yerlerine koydum... ortalığı topladıkça acım da azalmaya başladı... elimde son bi fotoğraf vardı ; baktım ; ilk seni gördüm... ben baktıkça sen silikleştin , sen silikleştikçe hatırladıklarımı unuttum ve fotoğrafı yerine koydum...

işim bitmişti ; artık gidEBİLİRdim...tam çıkacakken karşımda birini gördüm ; ne tanıdıktı ne yabancı... hafızamı zorladım ve karar verdim ; yabancı gibiydi...

sonra aklıma eski bir masal takıldı ; * bir VARMIŞ bir YOKMUŞla başlayan...

"bana bir varmış de
bir varmış, bir yokmuş deme
içime dokunuyor

alıntıdır şiir can yücelin...

4 yorum var - 25 Mayıs 2008 03:26

NE OLDU BİR BİLSEM;NE ANLATTIĞINI ANLASAM VE SORABİLSEM BOŞVERLERİNE KEŞKE DİYE.
ANLAMSIZ CÜMLELER KURSAM ANLATAMAMAKTAN KORKMADAN
VE ANLAŞILMAYI BEKLEMEDEN SÖKSEM BÜTÜN VİDALARIMI
DELİLİĞE ANLAM YÜKLEMEDEN VE HİÇBİRŞEYE AKIL YÜRÜTMEDEN YÜRÜSEM DELİLİĞİNE.
HER ŞEY YALAN DESEN BİLDİĞİN,SANA ANLATTIĞIM SEVEBİLDİĞİMİZDEN BAŞKA...
SONRA TEK GERÇEK BU OLSA VE ÖLSE HAFIZAMIN BİLGESİ
KAYBOLMAYA VE HİÇLİĞE BU KADAR YAKINKEN UNUTMAK,
KAYBOLDUM AMA BUNU NASIL UNUTUCAM??_?
NE OLDU BİR BİLSEN;
KEŞKE BİLSEN BİR GÜN GELİP HER ŞEY YALANDI VE BEN BİLİYORDUM DESEN.
TANRININ ELİ OLSA BANA UZANAN ELLERİN VE GİDİYORUZ ARTIK SEVGİLİM DESEN.
BEN SIKILDIM BU AYNALARLA DOLU ODADA YAŞAMAKTAN ,HER BAKTIĞIM YERDE KENDİ SURATIMI GÖRMEKTEN.
BİRİM VE YALNIZIM VE HERKES BEN...
BİLDİKLERİMİN BİLMEDİĞİNDEN GELSEN VE UNUTTUKLARIMDAN.
O KADAR ZIT O KADAR KALABALIK OLSAK ...
BİRE KATILDIĞIMDA BENİ KARŞILAYAN BİRİ OLSA VE BU SEN OLSAN.
YÜZÜMÜ OKŞARKEN ELLERİNİN NOTASI ,O HİSSİ MÜKEMMEL OLAN ÖPÜŞÜNLE GEÇSEM TÜM KAPILARDAN.
BU AŞK EN ÇOK SANA YAKIŞTI,TANRI SENİN YÜZÜNDE GÖSTERDİ KENDİNİ İLK , BEN AYNALARDA ARARKEN.
TANRIMA KAVUŞSAM Bİ GÜN KOLLARINDA,GÖZLERİM HALA AÇIK GÖZLERİNE BAKIP DALMIŞKEN........

mavi

6 yorum var - 04 Mayıs 2008 23:21

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdı
yalnızlığı bunca bilirken
kendimi hiç yalnız sanmazdım
çevremde hep birileri vardı,
ben hep birilerinin yanındaydım
günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
elde olmayan nedenle
sudaki halkalar gibi genişleyen
küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
birbirimizi çok sevdik hep
yıllarla azala azala

şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
telefonun başına geçiyorum
alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
gün ölüyor meşgul numaralarla
şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
şimdi ne kadar yalnız...
yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
büyücü ellerimin kara sanatı yazı
en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
bağışlamasız sanarken kendimi
en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
denenmemiş başlangıçları göze aldım,
hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
mutfağı beklemek hep bana kaldı
bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
odalarınıza, ruhlarınıza
buraya

eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
yalnızca, Merhaba, deseniz,
o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
sanki beni yeniden sevdiniz
ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
o yıkanmış zamanlara...

yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
her zaman yalnızdım
kitaplar kadar yalnız
yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

her zaman yalnızdım
yanardağlar kadar yalnız
ey kafiye sevenler,
şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

nankörlük etmeyeyim gene de,
yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
iş var

murathan mungan

aferim8

----

3 yorum var - 25 Nisan 2008 01:11

sanırım algısal bi hayt karmasıklıgı hepsi....

mavi...

0 yorum var - 24 Nisan 2008 22:06

ZAMANIN ....... O KADAR ZAMANSIZZIN Kİ VE O KADAR Bİ HABER ZAMANIN GETİRDİKLERİNDEN,GÖTÜRDÜKLERİNDEN.
BAHSETME SAKIN Bİ DAHA SAAT KULLANAMADIĞINDAN VE KURMA SENLE BAŞLAYAN CÜMLELER, BİZİ AĞZINA BİLE ALMA.
KORKMA KIZMADIM BECERİKSİZLİĞİNE;SAKAR Bİ CAMBAZSIN SEN HAVADA YÜRÜRKEN İPİN ÜZERİNDE OLDUĞUNU ZANNEDEN.
KORKUYORUM SADECE YA BİGÜN BUNU FARKEDERSEN.
HELE DE AYNI İPTE YÜRÜYO OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜRSEK.
ÖYLE Bİ VAR Kİ ZAMAN ;EN HIZLI YUKARDAN AŞAĞIYA DÜŞERKEN İLERLER VE YALVARIRSIN DURMASIN DİYE
AMA O KADAR BOŞA GEÇİRDİN Kİ ONU VE ADI DA BOŞ ZAMANDI ZATEN,
BU SEFER ZAMANIN ZAMANI KALMAMIŞTIR VE DURUR ANİDEN.
BÜYÜK BÜYÜK DAİRELER ÇİZERKEN HAYATLARIMIZ,BU AŞK DÜZ Bİ METİNLE ANLATILAMAYACAK KADAR KOPUK.
KOPUK HAYATLARIMIZ BİRBİRİNDEN ASLINDA İÇİÇE GEÇEN DAİRELERKEN
BIKTIM ASLINDA SENİ HAYATIMA ALMAK İÇİN HEP YENİ PARAGRAFLAR AÇMAKTAN VE SONUNU HEP TEK BAŞIMA GETİREBİLMEK İÇİN,Bİ NOKTA KOYABİLMEK İÇİN DOĞRU CÜMLELER ARAMAKTAN.
ŞİMDİ AÇTIGIN BU YENİ PARAGRAFI KAPATMAK İÇİN GERÇEKTEN HİÇ KELİMEM YOK SÖZCÜK DAĞARCIIMI GELİŞTİRMEYEYSE VAKTİM YOK.
ARTIK ;SUSUP,DENGEMİ KURMAYA ÇALIŞIYORUM SENİN İPİN OLMADIĞINI ANLAYACAĞIN ANA KADAR
HAYATIMA BİR SÜRÜ KAPANAMAYAN PARAGRAF,İÇİNDE HEP ADININ OLDUĞU UCLARI SONSUZA GİDEN PARANTEZLER VE YERİNE YANLIŞLIKLA ÜNLEM İŞARETLERİ KOYDUĞUM BAŞİBOŞ SORU İŞARETLERİMLE DEVAM EDİYORUM.
İMLASI BUZUK BU AŞK HİKAYESİNİN BAŞLIĞINI SENİN KOYDUĞUNU HATIRLIYORUM O YÜZDEN Bİ GÜN BİTSE DE ALTINA İMZAMI ATMIYORUM
HİÇBİ CÜMLE Bİ ÖNCEKİNİ TAMAMLAMIYOR VE HİÇ Bİ SIFAT İKİMİZİ TAMLAYAMIYOR
KARŞILAŞIYORUZ GENELDE ANA FİKİRDE, HEM FİKİR OLARAK
AMA BEN HİKAYEYİ KESİN Bİ SONLA BİTİRMEK İSTERKEN SEN HEP SONU ÜÇ NOKTALI CÜMLELERİ TERCİH EDİYOSUN
VE BİTİREMEYİNCE DEGİŞTİRİYORUZ BAŞLIĞI;
AŞKIN ÖMRÜ BİR ÖMÜRDÜR ...DİYE
DEDİM YA BOZUK BU AŞKIN İMLASI VE BİZ SENİNLE HEP YANLIŞ HECELEDİK BU HAYATI
BOŞLUĞA ATTIĞIMIZ ADIMLAR GİBİ YUVARLADIK KELİMELERİ DE SEVGİYİ DE ACELEYLE
SEVGİ EN İİ SÖYLENEREK ANLATILIR YA SENCE,SAKLANABİLİRSİN ŞİMDİ SUSKUNLUĞUNUN ARKASINA
BENİM SEVGİM UÇSUZ BUCAKSIZ Bİ ÇÖLKEN SAKLANACAK YERİM YOK,SANIRIM BENDEN BAŞKA SOBELEYECEK OLAN DA YOK. BU AŞK KOLUMUN ALTINDA KALIN Bİ HAYAT ANSİKLOPEDİSİ,YILDIZLARA TUTUNA TUTUNA YÜRÜRKEN KARŞILAŞIYORUM YİNE SENİNLE ANA FİKİRDE
SUSKUNLUĞUN BOŞVERMİŞLİĞİN ELE VERİYOR SENİ OMZUNA DKUNUYORUM,ZAMAN DURUYOR VE SANA ASLINDA İPLER HİÇ Bİ ZAMAN OLMADI DİYORUM.
GÖZÜNDEN Bİ DAMLA YAŞ DÜŞERKEN BEN SON KEZ DEĞİŞTİRİYORUM BU ÇAPRAZ METİNİN BAŞLIĞINI;
SAKLAMBAÇ OYNAYAN CAMBAZLARA NE DENİR?
AŞKTAN SAKLANIRKEN İPİN ÜZERİNDE OLMADIĞINI ANLADI SAKAR CAMBAZ VE Bİ PALYAÇO İNDİ GÖKYÜZÜNDEN ,GÖZÜNDE Bİ DAMLA YAŞLA YERYÜZÜNE...

mavi

aferim7

?

2 yorum var - 09 Nisan 2008 03:43

kanayan dudaklarımın
çaresizligi...
beynımde kalan
ugultu,,,
senden
teninin
çaresizliginde yusum
sana donuk
aynalara kus
bi
akşamda.......
nilın susuzlugu gb
sen dıye
baktıgım ülkeler
aynanın
yanılsaması...
hadi git
kendi
iklimini şaşırmış
mevsimlere
..........................
mavi

11 yorum var - 28 Mart 2008 00:49

iklimlerin kendini unuttugu bı dunyada
sensız kalabılmek
ve sessiz............