34 kişi kendisini tutuyor, 20 arkadaşı var.


http://www.vosvos.net/index.php adlı bir sitesi var.

MAVİSEL.... rss kaynağı

adresi: http://do-it-the-blue-way.sosyomat.com/blog
5 yorum var - 6 gün önce yazılmış
2 yorum var - 19 Haziran 2008 03:44 yazılmış
aferim12

41. ODA

15 yorum var - 03 Haziran 2008 00:34 yazılmış
7 yorum var - 25 Mayıs 2008 03:29 yazılmış
4 yorum var - 25 Mayıs 2008 03:26 yazılmış
6 yorum var - 04 Mayıs 2008 23:21 yazılmış
aferim7

----

3 yorum var - 25 Nisan 2008 01:11 yazılmış
0 yorum var - 24 Nisan 2008 22:06 yazılmış
aferim6

?

2 yorum var - 09 Nisan 2008 03:43 yazılmış
11 yorum var - 28 Mart 2008 00:49 yazılmış

do it the blue way panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Gece daha da siyahlaşıyor.. dört duvar karanlığın boğucu kollarında arıyorum sanki huzuru.. Yitikliğim bir kez daha hortlarken yattığı yerden, kaderimin pis sırıtışı midemi bulandırıyor.. Gidin başımdan.. yalnız bırakın beni.. Yok mu sesimi duyan.. yok mu akan bu kanı durduran.. tiz bir çığlık yükseliyor boğazımın derinliklerinden..

metabolic   17 saat önce  

işte:)

sniles   2 gün önce  

sana kendimden bişiler vermek istiyoruum :) ama yarın:)

sniles   3 gün önce  

pembeli mavili ışıl ışıl düşler getirdim bir sana bir bana:) başka kimseye yok:)

sniles   3 gün önce  

bana yok mu ??

metabolic   17 saat önce  

Her şey yaratıdır; hem de nadiren, yoktan yaratıdır!
Litosferin daha içinde “yerde yanan mum”, işte öyle yanar,,,
Kardaki dımdızlaklık gibi; ondaki, sair düşünülen fikri zamanların, kıyıdan gözlenen denizin şavkının yakamoz oynaşmaları gibi!
Göz gözü görmezse de
içinde yanar eriyik demir’in, mum bu …
Her şey yaratıdır,
Saniyelerimiz hayatımızın yeterli savunulacak yaratıcılıktır,
Hayatın tümü bir saniyeye sığamaz
bazı anlar daha çok etki bırakırken bizde
Ve biz ki, bazen emin olamam her saniye başı bakmadan aynaya kendimden! !
Sonuçta hayatın tümüyle saniyeleri de götürür gibi birbirinin tümünü
ama yine de hayatın tümü’ne bir ekstra haklılık payı da çıkaramayacaktır bu
(madde-antimadde ilişki ağı’nda anlatıldığı üzere:
hangisi ağır basmış olmalı ki
madde yaratmıştı yaşadığımız bu evreni?
bir olasılık okyanusunda, bir artı, ah sayısızlıkta elde edilen bir kör(!) kazanım!
Haydi bakalım, kolay emin olalım; karanlığın güçlenişinden (!)
Olabilen varsa bir ara da bana yazsın, kanıt –ama- sunsun.
Asla kanıt bulamaz karanlık,
çünkü demir eriyik içinde kar tutmuş bölgelere güneş ışığı altında güneş gözlükleriyle bakmak umududur gereksiz yaklaşımların;
ama umuduysa gerçeğin asla beklemek olamaz, asla konuşmamak,
sessiz kalıp bazı gerçekleri yadsımak şeklinde belirtiler sergileyen bir güçsüzlük olamaz.
Umut kendini uzağa yerleştirememektir, umudun uzak olduğu yerde! ! !

metabolic   17 Temmuz 2008 15:49  

umut gözündeki ışık kadar yakın olsun sana...

do it the blue way   17 Temmuz 2008 16:01  

pembe kısmı ben mavisi sen ol..

sniles   16 Temmuz 2008 12:07  

olur canım sıkı tut pembe düşlerini...))

do it the blue way   16 Temmuz 2008 12:11  

keske burda olsan..

metabolic   15 Temmuz 2008 17:26  

keşke sende burda olsan...

do it the blue way   16 Temmuz 2008 10:57  

özledim seni...

sniles   14 Temmuz 2008 11:37  

bende özledim ortada bı yerde buluşalım diyorum...))

do it the blue way   16 Temmuz 2008 10:58  

oluur aslında hıımm:) hatta süper olur

sniles   16 Temmuz 2008 11:00  

Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden çok üzüldüm?
Şimdi,aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? ben geldim!
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam herşeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur carptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana, ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sevebilir misin?
Ben geldim!

manu   14 Temmuz 2008 01:39  

ben ise sarılmanı beklerdim koşarak
hoşbulurdum emin ol kollarında...

manu   17 Temmuz 2008 23:07  

biliyormusun yaklaşık on günden beri sana gelmek için çabalıyorum ama gene beceremedim :(((

masal2661   13 Temmuz 2008 01:36  

yapcak bişi yok gözler yaşlı...

do it the blue way   16 Temmuz 2008 10:58  

sniles   10 Temmuz 2008 14:38  

)) teşekkur ederım efenım

do it the blue way   16 Temmuz 2008 10:59  

Kendini sever gibi sevmeli insan.Dost’unu, arkadaşını, aileni, doğayı, sevgiliyi kısaca herşeyi. Kendini sever gibi severse insan;hiçbir canlı hatta nesne incinmez, kırılmaz ...
Ve..kendini sever gibi severse insan, ne vazo kırlır ne içindeki çiçekler solar ne de yere dökülenlerden çevre kirliliğine sebebiyet verir...
Sevgi korumak ve korunmaktır, çok hassastır aslında. Cümlelerin itinasıdır. Yüreğinin notalarından çıkan bir müziğin tını’sıdır belki de kulağa ya hoş gelir ya da tırmalar. Sonrasında yürek yaralanır, hani yamalar yapıyoruz dediğimiz anlarımız başlar...

Peki hiç düşündünüz mü ben merkezinizi ne denli kontrol ettiğinizi..? Kırıldığınız kadar kırdıklarımızda olmuştur belki de. < > diyenlerdenmisiniz mesela..?
Oysa ki ders almak, ders vermek ticaret değildir çünki yaralar açarken, yaralanırız...

Hep kendimizi över dururuz ve hep birşeyleri eleştiririz. Peki Acaba eleleştirdiklerimizi kendimizin de yaptığı hiç olmuyormu acaba..? Örneğin bir erkeğin kız arkadaşına laf atılınca kavga çıkıyor ama aynı erkek az önce belkide bilmeden bir arkadaşının kız kardeşine laf atmış olamazmı...?
Ya da komşumuzun evine kahve içmeye gitmişizdir ama etraftaki tozları ev sahibi mutfaktayken bir anda görmeye hatta araştırmaya bile başlarız...Örnekler çok ...

İçimizdeki potansiyel patlamanın, hayat mücadelesinin ve maddiyata verilen önemlerden ödemelerle yükümlü olduğumuz ihtiyaçların ya da temel masaraflarının faturalarının hırsını sosyal yaşamda iletişim adına şiddetle içimizden atmaya çalışan bir toplum olduk velhasıl...

Cümlelerimiz hep ben diye başlıyor. Acaba yapamadıklarımızın,yaptıramadıklarımızın hırsını başkalarının canını yakan,üzen sözlerlemi hırs alıyoruz...?

Gençleri bile eleştirirken sanki onları sokaktan toplayıp evlerimize aldık...Oysa ki bizim çocuklarımız, bizler büyüttük ama tanıyamıyoruz deriz nedense...? Elimizi biraz da taşın altına sokmasını başarabilsek...? Kendi yaptığımız kötü örnekleri onlar yaptığında sinirleniyoruz...Hergün kitap, gazete okuyormuyuz..? yalan söylemiyormuyuz...? dedikodu yapmıyormuyuz ..? büyüklerimizi bizlerde üzmüyormuyuz...? televizyonun önüne mıh gibi çökmüyormuyuz...? bir soru sorduklarında< git başımdan> demiyormuyuz...? ya sen ne bilirsin diye susturmuyormuyuz...? illaki bazılarını yapıyoruzdur ne dersiniz...?

Yani önce kendimizi masaya yatıralım artılarımız, eksilerimizi gözden geçirelim, çok ama çok esnek düşünelim. Önyargısız ve hoşgörülü olallım. İnsanlarla uğraşmak yerine elimizi uzatalım hepimiz toplum olarak sevgiye öyle aç kaldık ki neredeyse yam yam olmak üzereyiz...

diyor...

metabolic   06 Temmuz 2008 20:28  

aynadaki yanılsaman sensin don bak ...yuzundeki ışıga....

do it the blue way   06 Temmuz 2008 23:42  

masalımız iyi sonlansın... =_=

sniles   06 Temmuz 2008 16:57  

bu kadar yetmez mi?

masal2661   06 Temmuz 2008 09:39  

hiç yetmedi canım...

do it the blue way   06 Temmuz 2008 23:41  

senden naber peki peki?

ayaz a   01 Temmuz 2008 15:00  

bir sana bir bana :) mocha

sniles   30 Haziran 2008 15:44  

cok gusel bunlar teşekkur edrım...))

do it the blue way   30 Haziran 2008 15:52  

küçük mucizelerimize hüzün katıp o zamanı bekleriz

sniles   27 Haziran 2008 17:49  

Karanlığın mavi düşü... Seni merak ettim iyi misin?

sniles   25 Haziran 2008 18:39  

mavi düş...))

do it the blue way   27 Haziran 2008 00:46  

seninle mavilikte kaybolucaz karanlıkta değil.
birlikte kanat açıcaz sonsuzluğa berraklığa...
işte burda...

metabolic   25 Haziran 2008 15:34  

uyku ile uyanıklık arası mavi düşler...))

do it the blue way   30 Haziran 2008 13:16  

Gece yaşanır gizemli aşklar,
Şiirlerle sevişirsin yorgan altlarında,
Kaybolur yalnızlık,öpersin kelimeleri
Siluetine düşer karanlık,
Gün doğmadan,giyersin mavileri…

metabolic   24 Haziran 2008 08:01  

sniles   22 Haziran 2008 19:47  

çok teşekkur ederim ...cok severim şarkyı..))

do it the blue way   22 Haziran 2008 21:51  

buyruun:)

sniles   22 Haziran 2008 16:39  

hım...cok guzel..)

do it the blue way   22 Haziran 2008 17:38  

ama goremıyorum ben getırdıklerını nıye gosukmuyo.....((

do it the blue way   22 Haziran 2008 16:16  

bende çıkıyor halbuki... aynısı benim sayfamda da var :(

sniles   22 Haziran 2008 16:19  

''My Blueberry Nights'' ta vardı böyle görüntüler:) çook hoşuma gitmişti:) filmin çok bir methedilecek yanı yok ama öpüşme sahnesinde eriyen turta ve pastalar vardı :)
ben kendime aldım bir tanede sana verdim:)

sniles   22 Haziran 2008 16:11  

uzun yürüyüşleri seviyorsun ilkbaharda
yazın sahil boyu koşmayı
doğayı seviyorsun
bahçendeki güller solmadıkça

arada bir tarihi geriye sarıyorsun
seni sevdiğini söyleyenleri hatırlıyor
sevişmelerini düşünüyorsun
helede ilk öpüşmelerini dudaklarının

yağmur oluyorsun bi'an
kurak topraklara can veren
bi'an melek oluyorsun
gelip kalbime giren

Ama sen
Herşeyi bu kadar çok severken
Hakkını verirken yaşamın
Beni hep unutuyorsun

kapında bekçi olup
seni gözlüyorum ilkbaharda
birkez olsun ellerine ulaşamıyorum
tutmuyorsun sende
sana yorgun bedenimden
ya üzerime basıyor dengesizin biri
yada sevdiğimden uzak
sevgililere hediye oluyorum

- kapı önünde açan papatyanın
sevdiğine duyduğu özlem olsa gerek
kalemden dökülan cümleler... -

Nil kadar derin olan
Nil'e ithafen...

metabolic   21 Haziran 2008 16:45  

nilin topraklarında kaybolmuş bi aşk masalı..
oysa ,
o hiç bılmedı
ne kadar sevıldigini..
kokusunu yorgan yapıp
uyudugumu her gece...

do it the blue way   21 Haziran 2008 17:01  

gruplar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. gece uyumayanlar

    gece uyumayanlar

    3878 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  2. eskişehir

    eskişehir

    1146 üyesi var. üyelik serbest.
  3. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    1086 üyesi var. üyelik serbest.
  4. jazz

    jazz

    728 üyesi var. üyelik serbest.
  5. şiir

    şiir

    640 üyesi var. üyelik serbest.

1 2 3

do it the blue way tv

şu an 70 milyon ne izliyor?

mavi..... rss kaynağı

mavi ne demiş.....

zamansız kırıklar...

do it the blue way   17 Temmuz 2008 00:17  

belkilerin olmadıgı bi yolda karşılaşmıştık...

do it the blue way   01 Temmuz 2008 12:41  

EN UZAK MESAFE
En uzak mesafe:
Ne Afrika'dır,
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
En uzak mesafe:
İki kafa arasındaki mesafedir,
Birbirini anlamayan...

can yücel

do it the blue way   22 Haziran 2008 19:14  

do it the blue way   21 Haziran 2008 17:19  

do it the blue way   21 Haziran 2008 16:43  

adın eksilmesin dilimden...(W)

do it the blue way   21 Haziran 2008 02:42  

ey hayat bunca olana inat bende sacından gulucukler sacacagım gokyuzüne ....

do it the blue way   14 Haziran 2008 01:05  

yüzünde yüzyıllık acıyı gördügüm kadına...iyiki varsın ....hep ol hayatımda...

do it the blue way   11 Haziran 2008 00:29  

maviye dönüşür tüm renkler gun gelir...

do it the blue way   05 Haziran 2008 23:29  

iklimlerimdi o benım...şimdi mevsimsiz sonbaharlar geçiyor içimden...

do it the blue way   05 Haziran 2008 14:57  

do it the blue way tv

...


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ