Gece daha da siyahlaşıyor.. dört duvar karanlığın boğucu kollarında arıyorum sanki huzuru.. Yitikliğim bir kez daha hortlarken yattığı yerden, kaderimin pis sırıtışı midemi bulandırıyor.. Gidin başımdan.. yalnız bırakın beni.. Yok mu sesimi duyan.. yok mu akan bu kanı durduran.. tiz bir çığlık yükseliyor boğazımın derinliklerinden..
işte:)
sana kendimden bişiler vermek istiyoruum :) ama yarın:)
pembeli mavili ışıl ışıl düşler getirdim bir sana bir bana:)
başka kimseye yok:)
bana yok mu ??
Her şey yaratıdır; hem de nadiren, yoktan yaratıdır!
Litosferin daha içinde “yerde yanan mum”, işte öyle yanar,,,
Kardaki dımdızlaklık gibi; ondaki, sair düşünülen fikri zamanların, kıyıdan gözlenen denizin şavkının yakamoz oynaşmaları gibi!
Göz gözü görmezse de
içinde yanar eriyik demir’in, mum bu …
Her şey yaratıdır,
Saniyelerimiz hayatımızın yeterli savunulacak yaratıcılıktır,
Hayatın tümü bir saniyeye sığamaz
bazı anlar daha çok etki bırakırken bizde
Ve biz ki, bazen emin olamam her saniye başı bakmadan aynaya kendimden! !
Sonuçta hayatın tümüyle saniyeleri de götürür gibi birbirinin tümünü
ama yine de hayatın tümü’ne bir ekstra haklılık payı da çıkaramayacaktır bu
(madde-antimadde ilişki ağı’nda anlatıldığı üzere:
hangisi ağır basmış olmalı ki
madde yaratmıştı yaşadığımız bu evreni?
bir olasılık okyanusunda, bir artı, ah sayısızlıkta elde edilen bir kör(!) kazanım!
Haydi bakalım, kolay emin olalım; karanlığın güçlenişinden (!)
Olabilen varsa bir ara da bana yazsın, kanıt –ama- sunsun.
Asla kanıt bulamaz karanlık,
çünkü demir eriyik içinde kar tutmuş bölgelere güneş ışığı altında güneş gözlükleriyle bakmak umududur gereksiz yaklaşımların;
ama umuduysa gerçeğin asla beklemek olamaz, asla konuşmamak,
sessiz kalıp bazı gerçekleri yadsımak şeklinde belirtiler sergileyen bir güçsüzlük olamaz.
Umut kendini uzağa yerleştirememektir, umudun uzak olduğu yerde! ! !
umut gözündeki ışık kadar yakın olsun sana...
pembe kısmı ben mavisi sen ol..
olur canım sıkı tut pembe düşlerini...))
keske burda olsan..
keşke sende burda olsan...
özledim seni...
bende özledim ortada bı yerde buluşalım diyorum...))
oluur aslında hıımm:) hatta süper olur
Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden çok üzüldüm?
Şimdi,aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? ben geldim!
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam herşeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur carptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana, ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sevebilir misin?
Ben geldim!
hoşgeldin...
:(
ben ise sarılmanı beklerdim koşarak
hoşbulurdum emin ol kollarında...
biliyormusun yaklaşık on günden beri sana gelmek için çabalıyorum ama gene beceremedim :(((
yapcak bişi yok gözler yaşlı...
)) teşekkur ederım efenım
Kendini sever gibi sevmeli insan.Dost’unu, arkadaşını, aileni, doğayı, sevgiliyi kısaca herşeyi. Kendini sever gibi severse insan;hiçbir canlı hatta nesne incinmez, kırılmaz ...
Ve..kendini sever gibi severse insan, ne vazo kırlır ne içindeki çiçekler solar ne de yere dökülenlerden çevre kirliliğine sebebiyet verir...
Sevgi korumak ve korunmaktır, çok hassastır aslında. Cümlelerin itinasıdır. Yüreğinin notalarından çıkan bir müziğin tını’sıdır belki de kulağa ya hoş gelir ya da tırmalar. Sonrasında yürek yaralanır, hani yamalar yapıyoruz dediğimiz anlarımız başlar...
Peki hiç düşündünüz mü ben merkezinizi ne denli kontrol ettiğinizi..? Kırıldığınız kadar kırdıklarımızda olmuştur belki de. < > diyenlerdenmisiniz mesela..?
Oysa ki ders almak, ders vermek ticaret değildir çünki yaralar açarken, yaralanırız...
Hep kendimizi över dururuz ve hep birşeyleri eleştiririz. Peki Acaba eleleştirdiklerimizi kendimizin de yaptığı hiç olmuyormu acaba..? Örneğin bir erkeğin kız arkadaşına laf atılınca kavga çıkıyor ama aynı erkek az önce belkide bilmeden bir arkadaşının kız kardeşine laf atmış olamazmı...?
Ya da komşumuzun evine kahve içmeye gitmişizdir ama etraftaki tozları ev sahibi mutfaktayken bir anda görmeye hatta araştırmaya bile başlarız...Örnekler çok ...
İçimizdeki potansiyel patlamanın, hayat mücadelesinin ve maddiyata verilen önemlerden ödemelerle yükümlü olduğumuz ihtiyaçların ya da temel masaraflarının faturalarının hırsını sosyal yaşamda iletişim adına şiddetle içimizden atmaya çalışan bir toplum olduk velhasıl...
Cümlelerimiz hep ben diye başlıyor. Acaba yapamadıklarımızın,yaptıramadıklarımızın hırsını başkalarının canını yakan,üzen sözlerlemi hırs alıyoruz...?
Gençleri bile eleştirirken sanki onları sokaktan toplayıp evlerimize aldık...Oysa ki bizim çocuklarımız, bizler büyüttük ama tanıyamıyoruz deriz nedense...? Elimizi biraz da taşın altına sokmasını başarabilsek...? Kendi yaptığımız kötü örnekleri onlar yaptığında sinirleniyoruz...Hergün kitap, gazete okuyormuyuz..? yalan söylemiyormuyuz...? dedikodu yapmıyormuyuz ..? büyüklerimizi bizlerde üzmüyormuyuz...? televizyonun önüne mıh gibi çökmüyormuyuz...? bir soru sorduklarında< git başımdan> demiyormuyuz...? ya sen ne bilirsin diye susturmuyormuyuz...? illaki bazılarını yapıyoruzdur ne dersiniz...?
Yani önce kendimizi masaya yatıralım artılarımız, eksilerimizi gözden geçirelim, çok ama çok esnek düşünelim. Önyargısız ve hoşgörülü olallım. İnsanlarla uğraşmak yerine elimizi uzatalım hepimiz toplum olarak sevgiye öyle aç kaldık ki neredeyse yam yam olmak üzereyiz...
diyor...
aynadaki yanılsaman sensin don bak ...yuzundeki ışıga....
masalımız iyi sonlansın... =_=
umarım...
bu kadar yetmez mi?
hiç yetmedi canım...
senden naber peki peki?
iyiyim ....))
bir sana bir bana :) mocha
cok gusel bunlar teşekkur edrım...))
küçük mucizelerimize hüzün katıp o zamanı bekleriz
...
Karanlığın mavi düşü... Seni merak ettim iyi misin?
mavi düş...))
seninle mavilikte kaybolucaz karanlıkta değil.
birlikte kanat açıcaz sonsuzluğa berraklığa...
işte burda...
uyku ile uyanıklık arası mavi düşler...))
Gece yaşanır gizemli aşklar,
Şiirlerle sevişirsin yorgan altlarında,
Kaybolur yalnızlık,öpersin kelimeleri
Siluetine düşer karanlık,
Gün doğmadan,giyersin mavileri…
...
çok teşekkur ederim ...cok severim şarkyı..))
buyruun:)
hım...cok guzel..)
ama goremıyorum ben getırdıklerını nıye gosukmuyo.....((
bende çıkıyor halbuki... aynısı benim sayfamda da var :(
''My Blueberry Nights''
ta vardı böyle görüntüler:)
çook hoşuma gitmişti:)
filmin çok bir methedilecek yanı yok ama öpüşme sahnesinde eriyen turta ve pastalar vardı :)
ben kendime aldım bir tanede sana verdim:)
uzun yürüyüşleri seviyorsun ilkbaharda
yazın sahil boyu koşmayı
doğayı seviyorsun
bahçendeki güller solmadıkça
arada bir tarihi geriye sarıyorsun
seni sevdiğini söyleyenleri hatırlıyor
sevişmelerini düşünüyorsun
helede ilk öpüşmelerini dudaklarının
yağmur oluyorsun bi'an
kurak topraklara can veren
bi'an melek oluyorsun
gelip kalbime giren
Ama sen
Herşeyi bu kadar çok severken
Hakkını verirken yaşamın
Beni hep unutuyorsun
kapında bekçi olup
seni gözlüyorum ilkbaharda
birkez olsun ellerine ulaşamıyorum
tutmuyorsun sende
sana yorgun bedenimden
ya üzerime basıyor dengesizin biri
yada sevdiğimden uzak
sevgililere hediye oluyorum
- kapı önünde açan papatyanın
sevdiğine duyduğu özlem olsa gerek
kalemden dökülan cümleler... -
Nil kadar derin olan
Nil'e ithafen...
nilin topraklarında kaybolmuş bi aşk masalı..
oysa ,
o hiç bılmedı
ne kadar sevıldigini..
kokusunu yorgan yapıp
uyudugumu her gece...